ÇULPARA KÖYÜ              

          KALKINMA VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

ÇULPARA KÖYÜ KALKINMA VE YARDIMLAŞMA   DERNEĞİ WEB SİTESİNE HOŞ GELDİNİZ

Giriş
TARİHÇE
FOTOĞRAFLAR
YÖNETİM
İLETİŞİM
TÜZÜK
ÜYELERİMİZ
DUYURULAR
DÖKÜMANLAR
FORUM
BÜYÜKLERİMİZ
FAYDALI LİNKLER
ŞİİR DEFTERİ
FİRMALARIMIZ
CHAT
VİDEO
GENÇLER
KURUCU ÜYELER
CULPARA__FM

ÇULPARA KÖYÜNÜN TARİHÇESİ

                                                                 

            Amasya İli Göynücek İlçesine bağlı olan Çulpara Köyü, Göynücek ilçe merkezine 24 km, Amasya il merkezine ise 37 km uzaklıkta bulunmaktadır. Çulpara Köyü, Aşağı Çulpara ve Yukarı Çulpara olmak üzere iki parça halinde olup aralarında 1 km mesafe bulunmaktadır.

            Aşağı ve Yukarı Çulpara köyü ve civarında yapılan yüzey araştırmalarında, buralardaki ilk yerleşimin Helenistik Çağa kadar  (M. Ö. 300 ve sonrası) uzanmakta olduğu anlaşılmıştır.  Ayrıca, bölgede Roma Dönemi içinde yaygınlaşan Zeus kültüne ait bir  taş sunak  ve mezar stelleri bulunmuştur.  Bu eserler günümüzde Amasya Müze Müdürlüğünde yer almaktadır. 

            Çulpara adının ne anlama geldiği kesin olarak bilinememektedir. Ancak, köyün yaşlılarından alınan bazı sözlü  bilgilerde; köyde bulunan para dolu bir çulun bulunması nedeniyle bu adı aldığı veya I. Dünya Savaşı yıllarında asker kaçağı çetelerin Amasya’ya gidenleri yolda soyması tehlikesine önlem olarak köy sakinlerinin paralarını, atlarının heybelerinin altına koydukları çulların içine saklayarak çulları dikmeleri nedeniyle bu adı aldığı anlatılmaktadır.

            Oysa Çulpara adının köyün ilk kurulduğu zamanlardaki orijinal adı olduğu kuvvetle muhtemeldir. 19. yüzyıl son çeyreğine ait bazı Osmanlı belgelerinde köyün adı "Çulpara/Çulpare" olarak geçmektedir. Dolayısıyla yukarıda anlatılan rivayetler tam gerçeği yansıtmamaktadır. Ancak köy halkından bazılarının dilinde bu rivayetler bulunduğu için burada aktarılmıştır.

            Çulpara Köyündeki insanlar son yıllara kadar “dam ev”  veya “kara dam” olarak bilinen geleneksel konutlarda günlük yaşamını devam ettirirdi. Bu konutlar günden güne yıkılarak yerini beton evlere bırakmış durumdadır.

            Dam evler, kısa bir taş temel üzerine taş veya kerpiç malzeme ile yapılmış konutlardır. Üst örtüsü düz dam biçimindedir. Üst örtüyü ortada bulunan ve genellikle ardıç ağacından yapılan direkler taşımaktadır. Bu evler, baca ve tavana açılmış olan açıklık dışında tamamen dışa kapalı bir biçimde inşa edilmişlerdir. Tavana açılan açıklık ise “kırlangıç çatı” olarak bilinmekte olup bu çatının ve kuruluş şeklinin ayrı bir sembolizmi bulunmaktadır.

            Dam evler, günlük hayatın ihtiyaçlarına cevap veren ve yaşamın bizzat içinde geçtiği evler olmakla birlikte aynı zamanda “cem evi” olarakta kullanılmaktadır. Bu anlamda Çulpara ve civarındaki köylerde yer alan bu dam evlere yöresel cem evleri denilebilir.

            Çulpara köyü mezarlığında yer alan bazı eski mezar taşları bunmaktadır. Bunların çoğunda herhangi bir yazı bulunmamaktadır. Ancak bazılarında yazılar mevcuttur. Sarı renk taştan yapılmış olan bu mezar taşlarının bir kısmı, insan yüzü tasvirlidir. Benzer örnekleri civardaki köylerde de görmek mümkündür. Yukarı Çulpara köyü mezarlığında üzerinde yazı bulunan en eski mezar taşı 1310 hicri / 1893 miladi tarihlidir. Bu mezar taşının üzerinde “İbrahim Ağa” yazısı okunabilmektedir.

            Çulpara Köyünde her köyde olduğu gibi kendine has bazı gelenek ve görenekler bulunmaktadır.

                                                                                 

                                                               Muzaffer DOĞANBAŞ

                                                                    Sanat Tarihçi